Bayram Gecelerini Namazla İhyâ Etmek
Bu da mendubtur.
Zilhicce’nin İlk On Gecesini Namazla İhyâ Etmek:
Bu da menduptur.
Resûlüllah Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Zilhicce’nin ilk 10 gecesinde ibâdet etmek kadar Allah’a hoş gelen bir şey yoktur. Ondaki her günün orucu, bütün senenin orucu, bütün senenin orucuna, her gecenin kıyamı da kadir gecesinin kıyâmına eşittir…”
Hüsûf (Ay Tutulması) Namazı
Ay tutulduğu zaman Müslümanların evlerinde teker teker kıldıkları bir namazdır. Küsûf namazında olduğu gibi, gizli veya âşikâr bir kırâetle iki veya dört rek’at olarak kılınır. İmam-ı A’zam’a göre bu namazın camide cemaatla kılınması sünnet değildir. Fakat kılındığı takdirde de bir beis yoktur, câizdir.
* Güneş ve ay tutulmaları, Küsûfve husûf namazlarının vakitleridir. Yani gece ve gündüzün ışık kaynağı olan güneş ve ayın, muvakkat bir zaman için gölgelenmesi, azamet-i İlâhiyyenin ilânına sebeb olduğundan, Cenâb-ı Hak kullarını o vakitte bir nevi ibâdete dâvet etmektedir. Yoksa kılınan namaz, devam etme süresi astronomi hesaplarıyla belli olan ay ve güneş tutulmasını ortadan kaldırmak için değildir.
* Güneş ve ay tutulmalarının ne gibi muazzam kanunlar dairesinde vücuda geldiği malûmdur. Binaenaleyh mütefekkir bir insan için bu kanunları böyle muntazam ve mükemmel olarak yaratan Hâlik-ı Zü’l-Celâl’in kudret ve azametini düşünmek, O’nun izzet ve kibriyası önünde mütezellilâne secdeye kapanmak en yüksek bir vazifedir.
Ramaan’ın Son On Gecesini Namazla İhyâ Etmek:
Bu da menduptur. Resûlüllah Efendimiz Ramazan’ın son 10 gecesini ihyâ eder, kendini ibâdete verirdi. Bundan asıl maksad Kadir gecesini ihyâdır. Çünkü hadîs-i şerîf’te kadir gecesinin Ramazan’ın son 10 gecesi içinde aranması teşvik edilmiştir. Son 10 gece ihyâ edilince, Kadir gecesi de ihyâ edilmiş olur.
Hâcet duası şudur
Allahümme innî es’elüke tevfîka ehli’l-hüdâ ve a’mâle ehli’l-yakîni ve münâsahate ehli’t-tevbeti ve azme ehli’s-sabri ve cidde ehli’l-haşyeti ve talebe ehli’r-rağbeti ve teabbüde ehli’l-verâi ve irfâne ehli’l-ilmi hattâ ehâfük.
Allahümme innî es’elüke mehâfeten tahcizünî an ma’siyetike hattâ a’mele bi-tâatike amelen estehikku bihi rıdâke ve hattâ ünasıhake bi’t-tevbeti havfen minke ve hattâ uhlisa leke’n-nasihate hubben leke ve hattâ etevekkele aleyke fi’l-ümûri ve husne zannin bik. Sübhâne Hâlikı’n-nûr…
Meâli:
Allah’ım! Senden hidâyet ehlinin başarısını, yakîn ehlinin amellerini, tevbe ehlinin öğütleşmesini, sabır ehlinin azmini, korku ehlinin ciddiyetini, senin rızâna rağbet gösterenlerin talebini, takvâ ehlinin ibâdetini, ilim ehlinin irfanını isterim ki, senden hakkıyle korkayım.
Allah’ım! Senden öyle bir korku isterim ki, o beni sana isyandan men’etsin, tâ ki sana itâat ile öyle amel edeyim ki onunla senin rızâna ereyim, senden korkarak samimiyetle sana döneyim, sırf senin sevgini kazanmak için hâlis nasihat edeyim, her işte sana güvenip sana dayanayım sana güzel zan besliyeyim…
Nûrun yaratıcısı olan Allah, her türlü nekâis ve kusurlardan münezzehtir…
Küsûf (Güneş Tutulması) Namazı
Güneş tutulduğu zaman ezansız ve kâmetsiz olarak cemaatle iki rek’at namaz kılınır. Ve her rek’atta imam fazla miktarda kırâette bulunur. Bu kırâeti İmam A’zam’a göre gizlice, İmameyn’e göre ise cehren yapar. Namazdan sonra da güneş açılıncaya kadar kıbleye doğru ayakta ve insanlara karşı oturarak dua eder. Cemaat de bu duaya âmin derler.
Küsûfnamazından sonra hutbe okunmaz. Cemaatle kıldıracak kimse yoksa herkes tek başına da kılabilir.
İstiska (Yağmur) Namazı
Yağmur yağmadığı zamanlarda Müslümanlar yağmur duasına çıkar, Allah’ın rahmet ve keremine iltica’ ederek yağmur yağdırması için dua ve niyazlarda bulunurlar. Buna dinî tabiriyle istiska denir. İstiska’nın lügat mânası, yağmur yağmasını istemek demektir.
İmam-ı A’zam’a göre, istiskadan murad, yalnız dua ve istiğfardır. Allah’ın yağmur yağdırmasını istemek için, cemaatle namaz kılınması ise, sünnet değil, belki câizdir. İnsanlar isterlerse tek başlarına da namaz kılabilirler.
İmam-ı Muhammed ile Ebû Yûsuf’a göre ise, istiska için, müslümanların tıpkı Cuma namazı gibi toplu halde namaz kılmaları menduptur. Hatib minbere çıkmaksızın yerde bir değnek veya sopaya dayanarak bir de hutbe okur.
Üç gün birbiri peşine yağmur duasına çıkılması müstahsen görülmüştür. Yine de yağmur
gelmezse, duaya devam edilmelidir. Hadîs-i şerîfte: “Allah duada ilhâh edenleri, yani ısrarla taleb edenleri sever” buyurulmuştur. Dua günü ve duadan önceki 3 gün, oruç tutmak da menduptur. Çünkü oruçlunun duası makbuldür. Bu üç gün içinde, dargınlar barışmalı, sadakalar verilmeli, haksız yere alınan şeyler varsa, sahiplerine iade edilmelidir.
Yağmur duasına çıkılırken başlar öne eğilerek mütevâzıâne bir halde, yayan olarak sahra gibi bir yere çıkılır. Önce tevbeler yapılır, umum mü’minler için mağfiret talebinde bulunulur, böylelikle İlâhî rahmetin celbine çalışılır. Tümünü Göster »
İstihâre Namazı
Yapılacak bir işin sonunun iyi mi kötü mü olduğunu, yahut o işi hemen yapmak mı, yoksa te’hir etmek mi daha iyi netice vereceğini anlamak için kılınan namaza istihâre namazı denir. İki rek’atlık bir namazdır.
İstihâre yapmak istiyen kimse, yatacağı zaman bu iki rek’at namazı kılar, ilk rek’atında Kâfirûn sûresini, ikinci rek’atta da İhlâs sûresini okur. Nihayetinde de istihâre duasını yapar. Sonra da abdestli olarak kıbleye yönelerek yatar.
Rü’yada beyaz veya yeşil görülmesi hayra, siyah veya kırmızı görülmesi de şerre delâlet eder.
Bu şekilde istihâre namazının 7 gece yapılması ve neticede kalbe doğan hususun esas alınması emredilmiştir.
İstihâre, hakkında hüküm verilemeyen, tereddütler içinde kalınan mes’eleler hakkında yapılır. Bir şey’in öyle mi yoksa böyle mi yapılması daha hayırlı olduğu hakkında düşünülür, bir karara varılamaz, tereddüdde kalınırsa o zaman istihareye başvurulur. Doğrusu kesin olan, hangi taraf hak, hangi taraf bâtıl olduğu bilinen, yahut istişâre edilip karara varılan mes’elelerde istihâre yapılmaz. Çünkü doğru şekil bulunmuş, isabetli hareket tarzı tesbit edilmiştir. Artık neye istihâre edilecektir?
Resûl-i Ekrem (asm) Ashâb-ı Kirâmına istihareyi tavsiye buyururlardı. İstihâre namazını kılmakta özürlü olanlar, sadece duasıyla iktifa ederler. Tümünü Göster »
Hâcet Namazı
Uhrevî veya dünyevî herhangi bir isteği ve murâdı olan kimse, güzelce bir abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rek’at, bir görüşe göre 12 rek’at namaz kılar. Sonra Allah’a hamd ü senâ ve Resûlüne salâvatta bulunur. Daha sonra da hâcet duasını okuyup istek ve dileğini Allah’a arzeder.
Hâcet namazının birinci rek’atında Fâtiha’dan sonra 3 kere Âyete’l-Kürsî, diğer üç rek’atinde de birer Fâtiha ile birer defa İhlâs ve Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbil-felâk ile Kul eûzü birabbin-nâs) sûreleri okunması hakkında hadîs-i şerîf vardır.
Tesbih Namazı
Dört rek’atlı bir namazdır. Peygamberimizin, amcası Abbas’a kılmağı tavsiye ettiği rivayet edilir. Her rek’atında 75 kere: “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahü vallahü ekber” cümlesi okunur.
Bir rek’at içinde bu tesbih cümlesinin söylendiği yerler ve miktarları şöyledir:
İlk rek’atta Sübhâneke’den sonra; ikinci rek’atta da Fâtiha okunmadan evvel 15 kere,
* Fâtiha ve sûre okunduktan sonra 10 kere,
* Rükû’da 3 kere Sübhâne rabbiye’l-azîm dendikten sonra 10 kere, rükûdan kalkıldığında 10 kere,
* Secdede, üç kere Sübhâne rabbiye’l-a’lâ denilmesini müteâkip 10 kere,
* Secdeden doğrulup oturulduğunda 10 kere,
* İkinci kere secdeye gidilip 3 kere Sübhâne rabbiye’l-a’lâ denildikten sonra yine 10 kere.
Böylece her rek’atta 75 Sübhânallahi… ilh. cümlesi söylenmiş olur. Tümünü Göster »
Kadir Gecesi Namazı
Ramazan’ın 27′nci gecesi Kadir gecesidir. Kur’an, bu gece Peygamber Efendimize inmeğe başlamıştır. Bu geceyi ihyâ etmenin sevabı pek çoktur. Kur’an’ın ifadesiyle bu gece, bin aydan hayırlıdır. Bu gece ilâhî rahmetin coştuğu bir gecedir. Onun için bu gece mutlaka ibâdet ile ihyâ edilmelidir.
Bu geceye mahsus bir namaz yoksa da, en az iki rek’at, en çok bin rek’at, normali olarak da 100 rek’at namaz kılınacağı söylenir. İki rek’at kılındığı takdirde, her rek’atta 200 âyet okumak, 100 rek’at kılındığında da, her rek’atinde Fâtiha’dan sonra Kadr sûresiyle 3 İhlâs sûresi okunup iki rek’atta bir selâm vermelidir.
“Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fü annî yani, “Ya Rabbî! Sen afvedicisin; afvı, bağışlamayı seversin, beni afvet” duası da çok çok söylenmelidir.