Geçenlerde bir arkadaşım “Hristiyan doğan çocuklar ilk başta müslüman oluyorlar ama daha sonra aileleri onları hristiyanlık üzere yetiştiriyor, bu biraz adaletsizlik olmuyor mu, onlar kafir olarak ölecekler, burda suçları ne?” dediler. Sizce onu nasıl bir cevapla tatmin edebilirim?

Fetret, kesinti, aralık, fasıla mânâlarında kullanılmaktadır. Dinî bir tabir olarak da, iki peygamber arasında geçen zaman için kullanılır. Buharı’ de geçen bir hadis-i şerifte fetret için Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Peygamber (a.s.m.) arasında geçen zaman kastedilir.1 Bazı âyet-i kerimelerden anlaşılıyor ki, İslâmiyet’ten önce Arapların peygamberlerin gönderilmesi ile ilgili bilgileri oldukça zayıftı. Kur’ân’da, Arap müşriklerinin

    

Gayri müslimler için de kul hakkı var mıdır? Ben Almanya’da gazete dağıtıyordum ve cep harçlığımı çıkarıyordum. Çoğu haftalar gazetenin bir miktarını çöpe atıyordum, dağıtmam gerektiği halde. Ve şimdi pişmanım. Bu kul hakkını ödemek istiyorum ve …

Kul hakkı Müslüman olmayanlar için de geçerlidir. Şayet Müslüman olmayan birisinin hakkını almışsanız bunu telafi etmeniz ve helalleşmeniz gerekir. Bahsettiğiniz durumda hem gazete dağıtım şirketinin, hem de gazeteyi teslim etmeniz gereken kimsenin hakkına girmiş oluyorsunuz. Her iki tarafla da helalleşmeniz ve zararlarını telafi etmeniz gerekir. Kul hakkı kişinin kendi hakkı olduğu için gerek Müslüman olsun

Gayri müslim bir ülkede avukatlık yapmanın hükmü nedir?

Avukatlık, hakimlik ve savcılık gibi meslekleri icra eden kişiler, takibini üstlendikleri davalarda muhakeme, bilgi ve birikimlerini ortaya koyarak fikrî mesai; davanın takibi için de (kısmen) fizikî ve maddî emek sarf etmektedirler. Avukatların aldıkları ücret de harcanan bu mesai ve emeğin karşılığıdır. Dolayısıyla, üstlendikleri davalarda dinen meşrû olmayan hususları savunmadıkları, hak, adâlet ve nesafet ilkelerine bağlı

Hak söz konusu olduğunda, inananlarla inanmayanlar arasında hiç fark yok mudur? Hz İsa’ya, “Putperest Roma’ya vergi verelim mi?” diye sorulduğunda, “Sezar’ın hakkını Sezar’a verin.” diyor. Bu bütün semavi dinlerde böyle miydi?

Öncelikle bu sözün Hz. İsa (as)’a ait olduğu kesin değildir. Bu söz ona ait değilse zaten delil olmaz. Ayrıca bir Müslüman gayri müslim bir ülkede yaşıyorsa, oradaki kurallara göre vergisini vermelidir. Hak konusunda Müslüman kafir ayrımı olmaz. İslam ülkesinde yaşayan insanlar, hangi dinden olursa olsun haklarını alırlar, haksızlığa maruz kalmazlar.

Hak söz konusu olduğunda, inananlarla inanmayanlar arasında hiç fark yok mudur? Hz İsa’ya, “Putperest Roma’ya vergi verelim mi?” diye sorulduğunda, “Sezar’ın hakkını Sezar’a verin.” diyor. Bu bütün semavi dinlerde böyle miydi?

Öncelikle bu sözün Hz. İsa (as)’a ait olduğu kesin değildir. Bu söz ona ait değilse zaten delil olmaz. Ayrıca bir Müslüman gayri müslim bir ülkede yaşıyorsa, oradaki kurallara göre vergisini vermelidir. Hak konusunda Müslüman kafir ayrımı olmaz. İslam ülkesinde yaşayan insanlar, hangi dinden olursa olsun haklarını alırlar, haksızlığa maruz kalmazlar.

Hakkını helal etmek fazilet mi saflık mı?

Hakkını helal etmek bir fazilettir; kişi kendi hukukuna karşı yapılan tecavüzleri dilerse affedebilir. Mümin kardeşinden gördüğü bir kötülüğe karşı, misliyle yahut daha fazlasıyla mukabele etmeyip af yolunu tutanlar, bunun büyük ücretini ahirette mutlaka görürler. Ancak haklarını isteme hakları da saklıdır. Tercih, kişinin kendisine kalmıştır.

haram malı sadaka olarak vermek hayır mıdır?

Haram yoldan kazancı olan kimselere devlet ve devletin yetki verdiği kimseler engel olabilir ve mallarına el koyabilir. Devletin yetki vermediği kimseler böyle mallara el koyamadığı gibi istediği gibi de kullanamaz. Buna dikkat etmek gerekir. Çünkü haramı engellemek için kullanılan yolun da helal olması lazımdır. Haramı helal olmayan bir yolla engellemek de doğru değildir. Ancak kendi

Hayvanlar hakkında kul hakkı var mıdır? Nasıl helalleşilir?

Allah’u Teâlâ mahşer günü birbirlerinde hakları olan insanlara, haklarını almalarına müsaade edecek ve hak sahibi de hakkını alacaksa; üzerinde hayvanların hakkı olan, onlara zulmetmiş kişiye de zulmü oranında azab edecektir. Hatta hayvanlara yapılan zulüm insanlara yapılan zulümden daha günah ve azabı da daha ağırdır. Zira helalleşme ve müsamahasını alma imkanı yoktur. (Muhammed Said Burhani, et-Ta’likat

Hırsızlık yapanın elinin kesilmesi, çalışamayacağı için, onu yeniden hırsızlık yapmaya mecbur etmeyecek midir? Bu nasıl caydırıcılık olur?

Konuları bütüncül bir bakış açısıyla analiz etmediğimiz zaman, yorumlarımızda hata yapma payımız her zaman söz konusudur. Konuyu fazla uzatmamak için doğrudan hırsızlık vakası üzerinde duralım: Hırsızlık olayında iki taraf vardır: Birinci taraf, malı çalınan mağdur insanlar, ikinci taraf ise cezayı hak eden gaddar bir hırsız. İnsan olarak bu iki kişiyi adalet ölçüsünde tartacağız. Ne yapalım

İdam şeklini, insanın başını keserek yapıyorlar. Bu İslam’a ve Resulullah’ın veda hutbesinde belirttiği “Birbirinizin başını kesmeyin” emrine ters değil mi?

- Veda hutbesinde -meal olarak- yer alan “Birbirinizin boynunu vurmayın/başını kesmeyin.” şeklindeki ifadenin amacı, insanların dinden uzaklaşarak haksız yere birbirini öldürmemeye yönelik bir uyarı yapmaktır. Yoksa, herhangi bir ölüm şeklinin seçimine yönelik değildir. - İslam âleminde genellikle idamlarda, kılıçla baş kesme usulü tercih edilmiştir. Bunun sebebi, kılıcın idam edilen kimseye daha az eziyet verdiği, ölümünü