Dindar veya müslüman olmak için dindar ailede doğmak yeterli mi?

Allah herkese adaletiyle bulunduğu şartlara göre muamele edecektir. Dindar bir ailede doğmak, dindar olmak için her zaman yeterli olmadığı gibi, dinden habersiz ailede doğupta müslüman olanlar ve dindar olanlar çoktur.

    

Cennetteki istifademiz nasıl olacaktır; herkes aynı şekilde mi istifade edecektir? Ömrünün çoğunu günahlarla geçiren kişi ile ömründe çok az günah işlemiş bir kişinin, sonunda ikisinin de cennete gitmesi adaletsizlik olmuyor mu?

Allah adili mutlaktır; hiç kimsenin amelini zayi etmez ve her kesin ameline göre mükafatlandırır. Bu bakımdan çok amel eden bir insanla az amel eden bir insan cennete gitse bile, ameli çok olanın makamı ve cennetten istifadesi diğerine göre elbette farklı olacaktır. Tad alma duyusu az olan bir insan ile mükemmel olan bir insan aynı meyveyi

Cennette alt mertebede olan birinin makamının yükselmesi Allah’ın izniyle beklenebilir mi?

Allah, bir kulunun işlediği bir amelin sevabını fazla vererek onun Cennetteki makamının yükseltebilir. Ancak Allah Hakimdir; her insana hakettiği ölçüde nimetlendirecektir. Cennetteki makamlar, katmanlar şeklinde veya bir binanın katları şeklinde düşünülmemelidir. Bütün müminler aynı cennet içerisinde olacaktır. Herkes aynı şeylerden istediği kadar istifade edecektir. Ancak insanların bu nimetlerden alacağı lezzet farklı olacaktır. Bu farklılık da

Çalıştığımız halde istediğimiz sonuca ulaşmamamız adaletsizlik mi yoksa hayır mı? Çalışmayla bir yerlere gelineceğine inanmıyorum…

Allah, Rahman ve Rahimdir; her şeyin en iyisini verir; bazen vermemesi bazende vermesi hayırlı olur. Onun için Allah’tan bir şey isterken hayırlısını talep etmek gerekir. Yani, isteyeceğimizi güzel belirler ve isteriz. Fakat ısrarlı olmamalıyız. Çünkü, bir şeyde ısrar etmek, ilahi hikmeti ve rahmeti ittiham anlamındadır. Peygamberimiz (a.sm) zamanında mescid bülbülü olarak bilinen biri (Salebe) devamlı

Doktorun hatasından kaynaklanan bir ölüm veya sakat kalma durmunda, diyet gerekir mi?

İşinin ehli olan bir doktor, tedavi ve ameliyatta yapılması gerekeni yapmış ise, ihmal, tedbirsizlik vb. kusuru yoksa sakatlanma, iyileşmeme ve ölümden sorumlu olmaz, diyet ödemesi de gerekmez. Doktorun ihmal ve hatası yüzünden sakatlık veya ölüm vukubulursa, mahkemenin vereceği cezaya ek olarak “diyeti tamamlayacak kadar” daha ödeme yapması gerekir. Ancak kasıtsız öldürme ve yaralama, sakatlama durumlarında

Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve İslâm dininden habersiz olan bir insan, âhirette nasıl sorumlu tutulabilir?

Aslında, bu sanıldığı gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış ve halledilmiş. Şu kadar var ki, dünyanın öte ucu denmemiş de, ıssız bir dağda, toplum hayatından habersiz yaşayan bir adam denmiş. Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş. Kur’ân-ı kerîm’de bir âyet-i kerîme var. Meâli şöyle: “Allah, hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını teklif

Eğer Tanrı kötülüğü engelleyebilecek ise ve bunu istiyorsa, kötülük nereden geliyor?

- Allah kötülükleri engellemeye çalışmıyor. Çünkü insanları imtihana tabi tutmuştur. Bu imtihanda kazananların yanında kaybedenler de olacaktır. Kazanma ve kaybetme iyilik ve kötülüklerin işlenmesiyle ortaya çıkar. Eğer Allah bütün kötülükleri engellerse, o zaman imtihan diye bir şey ortada kalmaz - Allah bütün kötülükleri engelleyebilecek kudrettedir. Çünkü o kadir-i mutlaktır. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere,

Eşitlik ve adalet aynı şey midir? Değilse, aralarındaki fark nedir?

Çoğu zaman, eşitlik mefhumunun, adaletle karıştırıldığını görüyoruz. Eşitlik, iki şeyin her yönden denk olması demektir. Adalet ise, her hak sahibine hakkını vermek ve haksızları cezalandırmak şeklinde tarif edilir. İnsana iki, koyuna ise dört ayak verilmesinde bir eşitsizlik vardır ama adaletsizlik yoktur. İnsana böylesi, koyuna da öylesi yaraşır… Mutlak eşitlik, yâni her şeyin her yönüyle birbirinin

Evlenen oğluna babası arsasından veya mahsülünden pay ayırmalı mı?

Eğer baba evlatlarına mirasını dağıtacaksa evli oğlunada bundan vermelidir. Böyle bir şey yoksa oğluna arsa veya mahsul vermesi şart değildir. Ama isterse oğluna yardım edebilir.

Evlenmek için ümit veren kişi sonra vazgeçerse kul hakkına girmiş olur mu?

İşin başında duygularla oynamak kasdıyla bu işe başlayan kişi karşıdakinin kul hakkını yemiş olur. Ama gelişmelere göre zamanla evlilik fişkrinden vazgeçmişse bunun bir sakıncası yoktur. Çünkü evlenip boşanmak bundan daha nahoş bir durumdur. Herşeye rağmen evlilikten vazgeçen tarafın helallik dilemesi gerekir. Beddua etmenizi tavsiye etmeyiz. Hayatta insanın başına böyle durumlar gelebilir. Aşık olmak günah değildir.